Pazartesi-Cumartesi 10:00 - 20:00
0542 819 23 20 info@tmsclinic.org

Oyun Terapisi

OYUN NEDİR?

Antik yunan düşünürleri Aristo ve Plato’nun da çocuk oyunları hakkında görüşleri olmuştur.

Plato çocukların gelişimlerini dönemlere ayırmış ve özellikle 3-6 yaş çocuklar için oyunun önemine değinmiştir.

Aristo da çocuğun gelişimini dönemsel olarak ele almıştır ve çocuk eğitiminde oyun ve fiziksel araştırmaların öneminden bahsetmiştir.

Alman filozof Fredric Shiller (1759-1805) “yaşamın oyunla daha insancıl yaşama” anlamına geldiğini ifade etmiştir. Oyunun , canlının içine yerleşmiş bir şey olduğunu ileri sürmüştür.

İngiliz filozof Spenser (1820-1903) de oyunu “hayatta kalmak için harcanan enerjiden geriye kalanları harcama davranışı olarak açıklamıştır.

Fakat oyun olarak yapılan hareketler “gerçek hayatta” yapılan “ciddi işlerin” taklidi niteliğindedir. Bu şekilde canlı, oyun yoluyla “gerçek hayatta” yapacağı “ciddi işlerin” provasını yapmış olur.

Alman psikolog Wunt (1832-1920) oyunun canlının zevk alma arzusundan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Wunt’a göre oyun çocukların severek yaptıkları bir uğraştır ve her oyun “gerçek hayatın” bir taklididir.

Rus pedagog Makarenko (1937) göre, bir yetişkinin hayatındaki iş, hizmet gibi günlük aktiviteler ne kadar önemli ise, çocuklar için de oyun o kadar önemlidir.

Çocuklar oyunlar oynayarak üst benliğin kabul etmediği arzularını gidermektedirler. Gerçek yaşamda kabul edilmeyen saldırganlık, cinsellik gibi duygu ve davranışlar oyun yolu ile dışa vurulmaktadır.

Çocuklarda yerleşik bir patoloji yoktur. Sadece ‘eğilimli çocuk’vardır. Çocuk «zayıf ego» sunu oyunla güçlendirir.

 

Çocuklar Ne Oynar?


   3.5- 4 yaşlarında –mış gibi oyunlar başlar. Çocuk herhangi bir nesneyi, zihninde başka bir şeymiş gibi hayal eder. Kutu ev olur, ağaç dalı at, masa uçak, lego diş fırçası vb.

   5 yaş civarında ise “yalancıktan” oyunları başlar. “gel sen yalancıktan kedi ol, ben de sahibin olayım”, yada hadi pilotçuluk oynayalım, yalancıktan uçuyormuşuz gibi yapalım” gibi oyunlar o yaşlardaki çocukların oynadığı oyunlardır.

   Bu oyunlarda çocuk kendisini gerçekleştirme fırsatı elde eder.

   Oyunlarda “imkansız” veya “yasak” diye bir şey yoktur. Çocuk oyunda aklına gelen her şeyi her davranışı yapma özgürlüğüne kavuşur. Çocuk, oyunda nasıl biri olmak istiyorsa olur. İster iyi bir çocuk, güzel bir prenses, kahraman, vb. Ayrıca oyunda çocuk istediği yere gidebilir. Ayda yolculuk yapabilir, denizde yüzebilir, bulutlarda koşabilir.

   Çocuklar oyun yolu ile yaşadıkları bir anı veya olayı zihinlerinde tekrardan canlandırarak yaşantılarını “sağlamlaştırırlar.”

   Oyun oynayan çocuk, güzel anıları oyunda tekrar ederek sadece zevkli zaman geçirmez aynı zamanda canını sıkan, onu engelleyen bir takım zorluklardan da uzaklaşır. Örneğin okuldaki gösteride prenses olmayı çok isteyip de olamayan bir kız çocuğu, evde hayali göstericilerin karşısında prenses rolünü oynar. Bu şekilde arzularını gerçekleştirerek duygusal anlamda kendini dengelemiş olur.

 

YÖNLENDİRMESİZ OYUN TERAPİSİ
(ÇMOT)


   Bu yaklaşım, yetişkinlerde danışan odaklı terapi olan Rogeryan (Rogerian) terapiye dayanmaktadır. (Rogers, 1976).

  Rogeryan terapi çocuk terapisine uyarlanmıştır ve iletişimin başlıca aracı olarak karşılıklı sözel iletişim yerine oyunu kullanmaktadır.

   Diğer oyun müdahalelerinden farklılaşmaktadır ve terapiler “yönlendirmesiz”dir: Yani, terapistler tarafından konulan temel sınırlar içinde oyun odasında konuların ve etkinliklerin seçimine yetişkin değil, çocuk karar verir.

 

OYUN TERAPİSİ AŞAMALARI


 - Aşamaların kesin surette doğrusal olması amaçlanmamış olsa da yaklaşık bir sıra ile gerçekleşir. Bu aşamalar oyun terapisi ile ilişkilendirilerek aşağıda sunulmuştur:

1.Çocuk yardım için gelir. Bu yetişkin terapisinde yetişkinin sorumluluk alması ve değişim için destek araması olarak görülür. Çocuk terapisinde ise çocuk genellikle ne yardım isteğinde bulunur ne de yardıma ihtiyacı olduğunun farkındadır.

2.Yardım söz konusu olan durumlar açıkça tanımlıdır. Oyun terapisinde bu başlangıç cümlesinde yapılandırılır: "Burası oyun odası ve burada oyuncaklarla istediğin birçok şekilde oynayabilirsin."

3. Oyun terapisti sınırların az olduğu, izin verici bir ortam sunarak ve çocuğun duygu, düşünce, davranışlarını yargılamadan yansıtarak duyguların rahatça ifade edilmesini teşvik eder.

4.Oyun terapisti çocuğa sıcaklık duygusu ileterek ve çocuğun duyguları ile olumsuz ya da agresif davranışlarının altında yatan anlamları yansıtarak olumsuz duyguları kabul eder, fark eder ve netleştirir.

5.Çocuk, olumlu duygu ifadeleri göstermeye başlar. Bu, çocuğun oyununda, sözel ifadelerinde ya da terapiste karşı besleyici ifadelerinde yansıtılabilir.

6. Oyun terapisti, olumlu duyguları da olumsuz duygularla aynı şekilde kabul eder. Çocuğun olumlu ifadeleri övülmese de olumsuz duygular ve kişiliğin değer verilen bir parçası kadar kabul edilirler.

7. Bu aşama danışanda iç görünün gelişmesi ve benliğin kabulünü beyan eder. Çocuklar için bu aşama ortaya çıkan sanat çalışmalarının, kazaların ve başarısızlıkların onaylanması ya da bunlara sabır  gösterilmesi ile kendini gösteren gelişmekte olan bir kendini kabul hissine olanak sağlar.

8.Çocuk olası bir davranış ya da karar alma biçimi ortaya koyar. Oyun sahneleri farklı çözümler ya da başa çıkma becerilerinin ifade edilmesini ya da seçimini kapsar. Bazen çocuk seans dışında gerçekleşen eylemleri söze dökebilir.

9. çocuk seans dışında olumlu eylem girişimlerine başlar. Bu eylemler genellikle küçüktür ve bakım verenler tarafından farkedilmez (terapistler bu gibi gözden kaçan eylemlere karşı gözlerini açık tutmalıdırlar). Çocuk küçük bir angarya işi yapmayı teklif edebilir ya da bir akranıyla sohbet başlatabilir.

10. Çocuk, kendini kabul ederken ve benliğini anlarken büyümeye devam eder. Buna yetişkinlerde içgörü denir. Çocuğun kendini kabulü oyun ve hareketlerle ya da bazen sözel ifadelerle açığa çıkarılır.  

11. Olumlu eylemler hem seans içinde hem de seans dışında artar. Çocuklar eğer davranışlarının sonuçları ile cesaretlendirilirse olumlu eylemler artacaktır. Çocuk ve terapist arasındaki ilişki sıcak ve karşılıklıdır.

 12. Çocuk terapiste karşı hala sıcak olsa da onunla arasındaki ilişkiye giderek daha az ihtiyaç duyar. Çocuk hem seans içerisinde hem de seans dışında kendine güven deneyimler.

 

 OYUN TERAPİSİ DEĞİŞİM SÜRECİ


Guerney (2001) çocuklarla çalışmalarından oyun terapisinin aşamaları üzerine kapsamlı bir kategorizasyon (başlangıç, orta ve son) ortaya çıkarmıştır. Daha Sonra bu aşamaları sırasıyla  isimlendirmiştir: Isınma, Agresif, Gerileme ve Uzmanlık

Isınma; çocuk oyun odasına, terapiste ve oyun terapisine uyum sağlar. Oyunlar odaklı olmaktan ziyade daha çok deneme niteliğindedir. Bu aşamada çocuk, terapist ile ilişki kurmaya odaklanır ve güvenli ilişkinin kurulduğuna dair işaretler ortaya çıkar.

 Agresif; çocuk seanslara uyum sağlamanın ötesine geçmiştir. Mevcut problemlerin altında yatan terapötik süreçler ile başa çıkacak kadar kendine güven hisseder. Bu aşamada tavan yapacak agresif davranışlarda bulunur. Agresif davranışın derecesi çocuğun başlangıçta sunduğu agresif davranışın temeline bağlıdır. Agresif olmayan çocuklar hafif seviyede agresyon sergilerken agresif olarak tanımlanan çocuklar bu aşamada yıkıcı agresyon sergileyebilirler. Agresyonun ifade edilmesi çocuğun terapötik ilişki içerisinde kendini güvende hissettiğinin göstergesidir.

Gerileme; agresif davranışlarda azalma ya da yok olma görülür. Çocuk yaşından beklenenin altında oyun davranışları sergileyebilir. Ayrıca besin aradığı ya da başkalarını, muhtemelen de terapisti, beslediğini gösteren oyunlar oynayabilir. Bu aşamadaki çocuk terapiste bağımlılık gösterebilir.

   Sonuncu aşama olan uzmanlık aşamasında gerileme oyunları azaldıkça uzmanlık davranışları ortaya çıkar. Çocuk dürüstçe ve sorumlu bir şekilde oyunlarla uğraşır. Ayrıca terapiste yardım etme girişiminde de bulunabilir. Bu aşamadaki çocuk oyun davranışlarında ve terapist ile etkileşimlerinde yetkin olma teması sergiler.

  Çocuk ve terapist arasında kurulan ilişki içinde, çocuk keşfetmek istediği duyguları ve bu keşif için kullanmak istediği araçları seçme özgürlüğünü terapistin yardımıyla geliştirir.

  Çocuk bu duygularını eylemleri, kullandığı dil ve oyunları ile doğrudan ve doğrudan olmayan yollarla iletir.

Terapistin rolü, dinlemek, anlamak ve çocuğa yanıt vermektir.

  Böylelikle terapist, çocuğun özellikle de çatışan ve karışmış düşünceleri ile duygularına yönelik farkındalığını kolaylaştırır.

Çocuklarla yürütülen diğer bazı terapötik yöntemlerden farklı olarak, buradaki yansıtma sürecinde övgü, altta yatan nedeni yorumlama, problem çözme veya çocuğun savunmalarını zayıflatma gibi yöntemler kullanılmaz.

   Yönlendirmesiz yöntem, terapistin doğrudan yönlendirmeleri kullanmadan sağladığı destekle, çocuğun terapötik değişimi harekete geçireceğini ve terapötik içgörüleri geliştireceğini varsayar.

  Böylelikle, çocuk kendi adımlarıyla duygusal zorlukları çözmek, duygusal rahatlamayı ve öz denetimi sağlamak için oyun odasını ve terapisti özgürce kullanır.

 

OYUN TERAPİSTİ, VARLIĞIYLA ÇOCUĞA ŞU MESAJLARI İLETMELİDİR…

Yalnız değilsin, seninleyim
Seni duyuyor/görüyorum
Seni anlıyorum
Sana değer veriyorum
Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
 

BU DÜŞÜNCELERİ İLETMEYELİM!

Senin için problemlerini çözeceğim
Seni mutlu etmek için sorumluyum
 

YAPMAYALIM

Hiçbir davranışı eleştirmeyelim
Çocuğu övmeyelim
Gereksiz sorular sormayalım
Oturumda kesintilere izin vermeyelim
Bilgi verme ve  öğretme
Yeni davranışlar başlatmayalım
Öğüt vermeyelim
Pasif ve sessiz kalmayalım
Basamaklandıralım,
 

 

YAPALIM

Çocuğun liderliğine izin verelim
Davranışları izleyelim
Çocuğun hislerini yansıtalım
Sınırları koyalım/koruyalım
Çocuğun yeteneğini ve çabasını onaylayalım
Gözlemci olarak oyuna katılalım
Sözlü olarak aktif olalım.

PSİKOLOG İREM AKDAĞ