OKB – Takıntı Hastalığı

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Tanımlayacak olursak OKB; istenmeyen ve zorlayıcı düşüncelerin, kişiyi rahatsız edici imgelerin ortaya çıkmasıdır. Aynı zamanda bu düşüncelere ya da imgelere, onları nötrleştiren ya da korkulan bir durumun önüne geçme amaçlı ortaya çıkan kompulsif davranışlar eşlik eder. Kısaca obsesyonlar rahatsız edici, uygunsuz ve denetlenemez bir şekilde yaşanan sürekli ve tekrarlanan zorlayıcı düşünce, imge ya da itkileri ifade eder. Kişi bu patolojiye sahip olduğunda, bu obsesyonlara direnme ve bunları baskılama eğilimindedirler. Bu baskılama genellikle başka düşünce ya da eylemler yoluyla olmaktadır. Söz konusu kompulsiyonlar ise uzun süreli ritüeller şeklinde gerçekleştirilen ve yinelenen davranışlar olarak kendini ortaya koyar. Bu kompulsiyonlar elleri yıkama, kontrol etme, tekrar tekrar düzenleme şeklinde açık olabileceği gibi; sayma, içinden tekrar etme, dua etme veya dilekte bulunma vb. gizli zihinsel ritüelleri de içinde barındırır. OKB benzeri davranışlar aslında yaşamımızın içinde sıklıkla yer alan davranışlardır. Günlük yaşam içindeki obsesyonlar ile OKB arasındaki fark ise hastalık düzeyinde çok daha fazla yüksek dozda kaygı ve endişe yaratması, bu düşünce ve davranışların kişinin yaşamının büyük bir bölümünü kaplıyor olması ve kontrol edilemediği durumlarda (ki çoğunlukla kontrol edilemediği için bir hastalık halini alır) kişide çaresizlik hissinin ortaya çıkmasına neden olmasıdır.

OKB, yaygınlık olarak bakıldığında diğer kaygı bozuklukları arasında en az görülen bozukluklar arasındadır. OKB, boşanmış (ya da ayrılmış) ve işsiz insanlarda, bu durumları yaşamamış insanlara oranla daha sıklıkla görülmektedir. Yapılan çalışmalara bakıldığında OKB’ nin görülme sıklığında cinsiyete bağlı farklılıklar görülmemiş ya da çok düşük oranda görülmüştür. Genellikle 20-30’ lu yaşlarda ve ergenlik döneminde rastlanmasına rağmen çocuklarda da sıklıkla karşılaşılan bir rahatsızlıktır.

Bütün kaygı bozukluklarında olduğu gibi OKB genellikle diğer duygu durumu ve kaygı bozukluklarıyla birlikte görülmektedir. Depresyon özellikle eşlik eden bir patolojidir ve bilimsel araştırmalara göre OKB sergileyen bireyler yaşamlarının bir döneminde majör depresyon yaşayabilir ve neredeyse %80’inde depresif belirtiler görülür. OKB’ nin kronik olması, kişide oluşturduğu çaresizlik ve güçten düşürücü tabiatı göz önünde bulundurulduğunda OKB’ ye eşlik eden depresyon, şaşırtıcı değildir. OKB ile yaygın olarak birlikte görülen bozukluklar arasında genel kaygı bozukluğu (GKB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), sosyal fobi ve panik bozukluklar sayılabilir. Tüm bunlara ek olarak beden dismorfik bozukluk (kişide fiziksel bir kusur olup olmamasından bağımsız, bireyin dış görünüşüyle zihinsel olarak aşırı derecede meşgul olması ve bir kusurun varlığının ya da var olacağının kaygısını taşıması) da OKB ile sıklıkla birlikte görülen bir rahatsızlıktır.

OKB Tanı Kriterleri Nelerdir?

Obsesyonların ya da kompulsiyonların varlığı
Kişinin en azından bir yerde (alanda-noktada) var olan obsesyonlarının ve kompulsiyonlarının abartılı ya da mantık dışı olduğunu kabul etmesi (buna kısmi kişisel rahatsızlık hissi de denebilir)
Bu düşünce ya da davranışların (obsesyon ya da kompulsiyonların) çok zaman alması ya da günlük hayatın rutin işleyişini önemli ölçüde bozması/engellemesi
OKB patolojisine sahip bir kişide, kompulsiyon genellikle obsesyona tepki olarak ortaya çıkar ve gerçekleştirilmesi hususunda çok katı kurallar görülür. Unutulmamalıdır ki kompulsiyonlar amaç, var olan rahatsızlığı önlemek ya da azaltmaktır.

Tüm bunlara ilaveten, kişi sahip olduğu obsesif düşüncelerin kendi zihninin bir ürünü olduğunu inkâr etmemelidir.

Obsesif düşüncelerin oluşumunda genellikle; kirlenme, kendine ya da bir başkasına zarar verme korkusu ya da patolojik kuşku etkilidir. Bunlar kadar yaygın rastlanan diğer obsesyonlar ise; din, saldırganlık, cinsellik ve simetriye dair obsesyonlardır. Kültürler çeşitlense de bu ana temalar varlığını korumuştur. Yaygın olanlarına oranla daha az rastlanan kompulsiyonlara ise; gündelik eylemleri çok yavaş gerçekleştirme (birincil obsesif yavaşlık), tam simetrik yerleştirme – eşitleme örnek verilebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Çeşitleri Nelerdir?

1. Temizlenme

El yıkama, banyo yapma gibi temizlenme eylemleri normalden çok daha uzun sürer ve kişinin kendi bedenine zarar verecek boyuta ulaşabilir. Bu zararlar, aşırı sıcak suyla el yıkayıp ya da banyo yapıp yanıklara neden olma, bedeni kanatma ya da yaralama olarak sıralanabilir.

2. Kontrol etme

Temizlenme ritüeline göre kısmen daha hafif olan bir ritüeldir. Buna örnek olarak; evden çıkmadan önce doğalgaz, ütü, ocak vb. elektrikli ev aletlerini ya da pencere kapı gibi güvenlik ögelerini birkaç kez kontrol etmek verilebilir.

3. Tekrarlama

Hem temizlenme hem de kontrol etme ritüelleri çoğunlukla defalarca tekrarlanır.

4. Dizme, düzenleme

Birey için oldukça vakit alan ritüellerdendir. Masa üzerindeki eşyaları düzenlemeye gereğinden fazla zaman harcama, kitaplıktaki kitapları boy sırasına göre dizme ve bu düzen/dizgi bozulduğunda agresifleşmeyle beraber yeniden düzenleme döngüsüne girme sıklıkla görülür.

5. Sayma

Tekrarlamaya bağlı olarak yapılan tekrarlar sayılır.

 

(Not: Bir kişide birden çok ritüel varlığını sürdürebilir.)

Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Araştırmacılara göre OKB belirtileri insan beyni içerisindeki tehlikeleri sezme ve bu tehlikelerin yaratabileceği olası zararlardan korunmaya/kaçınmaya yönelik çalışan sisteminin bozulmasıdır.

Bu düşünceye göre ise, insan beyninde bizim farkındalığımız dışında işlevini sürdüren, risk senaryoları üreten ve bu senaryolardan kaçınmaya çalışan bir sistem bulunmaktadır ve OKB hastalarında bu sistem kontrolden çıkmış durumdadır.

  • OKB’ de sıklıkla görülen belirtiler dört ana grupta toplanmaktadır. Bu belirtiler aslında günlük hayatın içindeki davranışların uç noktalarıdır. Bunlar;
  • Temizlikle ilgili obsesyonlar (Örneğin, mikrop, kir vb. bulaşması nedeniyle bunlara karşı önlem alma davranışları)
  • Simetri ile ilişkili obsesyonlar ( Örneğin, masa üzerindeki eşyaları kendince belli kurallara uygun olarak düzenleme, sıralama ve de sayma davranışları…)
  • Zarar verme ile ilişkili obsesyonlar (kendine ya da başkalarına zarar gelmesi korkusu, zarar verme korkusu, bunu kontrol etme davranışı…)
  • Yasaklanmış / tabu olan obsesif düşünceler (cinsellik, saldırganlık ve dinsel obsesyonlar ve bunlar ile ilişkili kompulsiyonlardır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedenleri Nelerdir?

1. Psikososyal Nedensel Etkenler:

Öğrenme kuramına göre; kişi için başta bir anlam ifade etmeyen uyarıcılar (nötr), klasik koşullanma yoluyla korkutucu düşünce ya da deneyimlerle bağdaştırılarak kaygı oluşturmaya başlar. Örneğin kişi kapıya dokunduğunda ellerinin kirleneceği düşüncesine sahipse ve düşünce ellerini yıkadığında ortadan kalkıyorsa ya da azalıyorsa, ellerini saatlerce yıkayarak bu davranışı pekiştirmiş olur. Böylece kişide kirlenmeye dair kaygılar her ortaya çıktığında, kişinin bu davranışı sergileme olasılığı atar. Bu şekilde öğrenilmiş olan kaçınma tepkilerinin sönmeye karşı direnci yüksektir.

Bunun dışında, kişide kaygı düzeyini artıran herhangi bir stres kaynağı; insanda yukarıda bahsettiğimiz gibi kaçınma ritüellerinin sıklığının artmasına sebep olabilir.

2. Bilişsel Nedensel Etkenler:

Obsesif düşünceler bastırılmaya çalışıldığında, bazen bu düşünceler tam tersine artabilir.

OKB’ ye yatkınlık sergileyen bazı insanlara baktığımızda, bir şeyi yapmayı sadece düşünmenin bile ahlaki açıdan bunu gerçekten yapmakla eşdeğer olduğuna inanmanın kompulsif davranışları artırdığına şahit oluruz. Bu durum düşünce – eylem kaynaşması olarak bilinir.

3. Biyolojik Nedensel Etkenler (Genetik Etkenler)

Yapılan çalışmalar, erken başlangıçlı OKB’ de genetik yüklemenin geç başlangıçlı OKB’ den daha yüksek olduğunu göstermektedir.

OKB ve Beyin İlişkisi

Beyin işlevlerindeki ve nörotransmitterlerdeki anormallikler

OKB olan bireylerde frontal korteksin iki bölümündeki (orbital frontal korteks ve singulat korteks) işlevlerde gereğinden fazla bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Beynin bu bölümleri cinsellik, saldırganlık ve temizlik gibi ilkel davranışlarımızın yürütülmesinde görev almaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi Nedir?

Davranışçı-Bilişsel Davranışçı Tedaviler:

Günümüzde OKB tedavisinde en etkili yaklaşım, maruz bırakma ve tepki önleme tedavilerini içinde barındıran bilişsel davranışçı tedavi yöntemleridir.

  1. Bu tedavi biçiminde, danışandan kendisine rahatsızlık veren uyarıcıları belli bir hiyerarşik sınıflandırmaya göre (kaygı-rahatsızlık ya da tiksinti vermeleri bakımından) 0 – 100 arası puanlandırması talep edilir.
  2. Ardından danışanlardan kendilerini doğrudan bu uyarıcılara (hayali ya da gerçek olarak) maruz bırakmaları istenir.
  3. Bu maruz bırakmaların her birinin ardından normalde bu obsesyonların neden olduğu kaygıyı/rahatsızlığı azaltmak için başvurdukları yöntemleri uygulamamaları istenir. Ritüellerin önlenmesi önemlidir, çünkü bu sayede yeterli bir zaman aralığı tanıdıkları sürece- obsesyonlarının yarattığı kaygının azaldığını fark ederler.
  4. Terapi seanslarındaki maruz bırakma uygulamalarına ek olarak ev ödevleri de verilebilir.
  5. Bu tedavi yöntemi bazı danışanları zorlayıp onların tedaviyi reddetmesine yol açsa bile, tedaviyi reddetmeden sürdüren bireylerde belirtilerin %50 ila %70 oranında azaldığı gözlemlenmiş ve bununla birlikte danışanların yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Bu sonuçların da ilaçla elde edilen sonuçlardan daha üstün olduğu düşünülmektedir.

İlaç Tedavisi                  

Günümüzde OKB tedavisinde sıklıkla SSRI (selektif seratonin geri alım inhibitörü) grubu ilaçlar kullanılır.

SSRI grubu ilaçların bu bozukluktaki (OKB) belirtilerin yoğunluğunu düşürdüğü gözlenmektedir.

OKB tedavisinde kullanılan ilaçların dezavantajlarından birisi ise ilaç kullanımının bırakılması durumunda hastalığın tekrardan nüksetmesi durumudur. Bu nedenle bilişsel davranışçı tedavi yöntemlerinden herhangi bir alternatif yöntemine başvurmayan kişilerin bu ilaçları belirsiz bir süre boyunca kullanması gerekebilir.

Yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalar bilişsel davranışçı tedavi yöntemleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin , tek başına ilaç tedavisi ya da tek başına bilişsel davranışçı tedavinin uygulanmasından çok daha etkili sonuçlara ulaşıldığına dair bir bulguya ulaştırmasa da , OKB sergileyen çocuk ve ergenlerde bu iki tedavi yönteminin birlikte kullanılmasının genelde daha iyi sonuçlar ortaya koyduğu görülmüştür.

 

GÖNDER
WhatsApp WhatsApp